candanöte
Acemi Üye
 
Mesaj Sayısı: 90
|
 |
« : 03 Şubat 2010, 18:25:03 » |
|
Ahmet tembel bir çocukmuş. Bir gün yolda yürürken, Dayısına rastlamış. Dayısını görünce, Nasıl da rahatlamış. Dayısı da kendi gibi, Yan gelip de yatarmış. Birlikte yürüyerek, Bir saraya varmışlar. Saraydan güzel güzel, Yemek kokuları almışlar. “Ziyafet var herhâlde” Demiş içeri dalmışlar. Kimselere sormadan, Sofraya oturmuşlar. Fakat sarayda kral, Sormuş: “Siz kimsiniz ki, Soframa oturdunuz? Benim iznim olmadan, Karnınızı doyurdunuz?. Benim davetlilerimin, Arasında yoktunuz.” Ahmet düşünmüş durmuş, Dayı söylenip durmuş: “Bu güzel kokuları, Kim duysa dayanamaz Sen yerken diğerleri, Aç durumda kalamaz. Sen kralsan biz halkız. Sen doyarken biz açız. Bu ne sana yakışır, Ne de davetlilere. Soylu değilsek bile İnsanız biz de insan. Yönettiğin halkına, Dön de bir bak neler var. Böyle bencil yaşaman, Bütün ülkeye zarar.” Kral uzun bir süre, Düşünmüş de düşünmüş. Bakmış doğru söylüyor, Halkı için üzülmüş. Fakat bir ders vermek de, Gerekirmiş onlara. Bu amaçla başlamış, Ders veren konuşmaya: “Bu yaptığım yanlışsa, Siz de yanlış yaptınız. İzin almadan gelip, Sofrada yer kaptınız. Gelin bugünden sonra, Çalışıp çabalayın. Alın teri dökerek, Doyurun karnınızı. Ben de daha adilce, Yöneteyim halkımı.” Tembel Ahmet,ne desin, Kral doğru söylüyor. Çalışmazsa yalnızca, Bir gün karını doyuyor. Anlamış ki ,her yerde , Bir saray bulunmuyor. Teşekkürler,diyerek Ayrılmışlar saraydan. Dayısıyla iş bulup, Çalışmışlar durmadan. Alın teri dökerek, Kazanılan yemekler, Bakmışlar ki hiç boşa, Gitmiyormuş emekler. O günden sonra artık, Yan gelip yatmamışlar, Ahmet ile dayısı, Hep mutlu yaşamışlar. ÜLKÜ DUYSAK 2008-Ankara
|