|
türkçe dostları
|
 |
« : 15 Ekim 2009, 10:50:46 » |
|
Son üç günüm kalsa Hayat bu gelip geçecek..Ecel bizi bir yerlerde pusuya yatmış bekliyor. Biz habersiz ona doğru giderken sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyoruz. Belki böylesi daha iyi ama ya son üç günümüz kaldığını doktordan öğrenir ve bunu birkaç doktordan daha teyit ettirirsek? Yada masalımsı olarak ben size fantastik bir soru sorsam son üç gününüz kalsa ve bunu sizden başka kimse bilmese ne yapardınız diye cevabınız ne olurdu?
Sayfalar yetmezdi herhalde. Yıllara sığamamış hayatı son üç güne sığdırmak çok zor. Ama deneyelim. Bunu doğrusunu isterseniz bende düşünmedim ama herhalde şöyle bir şey olurdu!
SONDAN ÜÇÜNCÜ GÜN
O sabah erkenden kalkmak isterdim. Uyumakla zaman geçirmemek için. Bol çeşitli bir acele kahvaltı kendimi sokağa atardım. Doktor ve tedavi faslını kapattığım için ilaç veya poliklinik peşinde koşmadan önce bir parka giderdim. Plan yapar, temiz hava alır, kuşları seyrederdim. Banka hesapları, şifreler, adresler listesi hazırlar…yakınıma verirdim.(Kapalı zarf içinde)En değer verdiğim insanlara bir parti veya toplantı planlardım sondan ikinci güne. Çünkü son gün herhalde yalnız kalmayı seçerdim. Birkaç mektup, şiir yazar sevdiklerime benden sonra verilsin diye vasiyet ederdim. İş yerinden üç gün izin alır, kişisel eşyalarımı alır, yakınlarıma hediye ederdim. Güzel birkaç poz fotoğraf çektirirdim beni güzel hatırlasınlar diye..Çoktandır alamadığım o beyaz takımı satın alır, gezemediğim bir tur veya sergiye giderdim.Nasıl bir duygu diye belki mezarlığa bile gider yer seçer ve hatta satın alırdım. Akşam karanlık basmadan güneşi seyreder, sabah ilk ışıklarla uyanmaya söz verirdim. Akşam kendi başıma kalır, eski resimleri sıraya dizer, hatıra eşyaları derlerdim. Yakınlarıma hoşlarına gidecek hediyeler planlardım..ben gidince beni iyi hatırlasınlar diye..Belki kendime hayat sigortası da yaptırırdım.Gece ileri saatlerde barlardan birine (En sevdiğime) gider sarhoş olmadan birkaç duble içer, sohbet eder, çok geç saatte uyurdum. Yarının korkusuyla…
SONDAN İKİNCİ GÜN
Akşam değer verdiğim insanlara vereceğim yemek, toplantı veya parti ile ilgili plan ve duyuru yapardım önce..Onlara son iki günü söyleyip söylememek konusunda hala kararsız olarak..Çoktandır görmediğim okuluma, ilk aşkımı tanıdığım sokağa, sevdiğim vapura gider, hatta bogazda şöyle bir tur atar, soğuk havada çay simit yerdim.Para derdi olmaksızın boğazda güzel bir yemek yer, hiç içmediğim sigaradan bir paket alır üst üste birkaç tane içerdim. Ağlardım da…Garsona kibar olup bol bahşiş verir, otobüs yerine taksiyle dönerdim eve. Parti için hazırlanır, güzel müzikler seçerdim. Annemi, küs olduğum komşumu arar onları da davet eder, gönüllerini alırdım. Misafirler gelene kadar dinlenir duş alır ve yine ağlardım. Kendimle muhasebe yapardım. Ne yaptım, nasıl oldu, niye öyle dedim ki diye? Evlenmediğim için sevinir, doktora ile geçen yıllarıma acırdım. Evi sevdiğim beyaz papatyalarla donatırdım misafirler gelene kadar.Onlarla sohbet eder, dans eder, paylaşır sonra yolcu ederdim tek tek.. Bir ikisi benimle kalsın isterdim herhalde…Sabaha dek gerekirse kaynatır, ağlar, içlenirdim…belki uyumadan…
SON GÜN
Uykusuz geçen gecenin sabahında güzel bir duş alırdım. Güzel bir kahvaltı içime siner miydi bilmiyorum. Belki hemen bir camiye gidip Allah’a yalvarır af dilerdim. Diyet diye yiyemediğim şeylerden canım ister mi onu da bilmiyorum. Herhalde yalnız geçerdi son günüm..sevgi mesajları yollardım annemlere.. temiz giyinir eceli beklerim ağlayarak…makyaj yapar mıydım bilmiyorum.Evin anahtarını kapıcıya gösterir gece erkenden dua ederek uyur beklerdim herhalde…………….siyah takım elbiseli adamlar gelip beni alsınlar diye…korkardım herhalde ama fantezi bu. Kaçamayacaksak ne yapabiliriz?
Bence böyle bir şey..beni en çok üzen geride bıraktıklarım ve istediğim halde geriye bırakamadıklarım olurdu. Kırdığım insanlara sarf ettiğim manasız sözler, kaprisler için utanırdım. Pişmanlıklarım beni kahrederdi.
Keşke derdim…365 günüm daha olsa da hatalarımı düzeltebilsem…onları beklerken…
|