Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
Okul Şiirleri « ÇOCUK DÜNYASI « Okul hayatı « Kompozisyonlar « Özledim seni, çok özledim...
Sayfa: [1]
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Özledim seni, çok özledim...  (Okunma Sayısı 376 defa)
bilgehan
Yeni Üye
*
Mesaj Sayısı: 26



E-Posta
« : 15 Ekim 2009, 11:56:47 »

ÖZLEDİM SENİ

Sıcak kumların arasındaki küçük taşların ayağıma battığını hissediyorum. Küçüklüğümden beri taşların ayağımı gıdıklamasını çok sevmişimdir. Yaşıtlarım kumdan kaleler yaparken ben sahilde uzun uzun yürürdüm. Deniz benim her şeyim ve benim adım Deniz.
Her yaz farklı yerlere tatile geliriz. Çocukluğumdan beri böyledir bu. Annemle babam gibi ben de gezmeyi, değişik yerler görmeyi hep sevmişimdir. Şu an ayağıma batan taşlar ve bu pırıl pırıl kum, masmavi denizle birleşince gördüğüm en güzel sahili oluşturuyor bana. En güzel ama en acı verici… Mutluluk ve coşkuyla geldiğim bu güzelim sahilden gözyaşlarıyla ayrılıyorum. Arkamdaysa kırılmış onlarca kalp…
Bundan üç ay öncesiydi. Okulların kapanmasıyla her zamanki gibi kendimi denizin kollarına bıraktım. Bu güzel plaj ve tertemiz deniz beni o kadar büyüledi ki sabahtan akşama kadar denizden çıkmıyor, acıktığımı bile hissetmiyordum. Başkaları denizin okşayışındaki güzelliği hissetmez, ama ben bunun nasıl bir tat olduğunu çok iyi biliyorum. Her sabah erkenden kalkıp uzun yürüyüşler yapmak alışkanlığımdır. Burada da uçsuz bucaksız bir orman var. Saatlerimi orda temiz havayla geçirmek çok keyifli. Ardından hafif bir kahvaltı ve deniz! Akşamları yapılacak en güzel şey sahilde oturup dalgaların sesini dinlemekmiş, öyle dedi buradakiler. Ben de her akşam sahile inmeye başladım. Kimseler yokken gece karanlığında denizle bütünleşmek ayrı bir güzel. Geç saatlere kadar dalgaların sesini dinliyordum. Uzun süre böyle gitti her şey. Keşke hep böyle kalsaydı.
Gelişimin üçüncü haftasında insanların arasına karışmaya karar verdim. Her yaştan çok fazla insan vardı burada. İskelenin üzerinde oturulacak yerler var. Genelde orda toplanılır. Yanlarına gittim, hemen alıverdiler beni içlerine. Elif ve Arzu’yu çok sevdim. Elif benimle yaşıttı. Güzel, sevimli, sıcakkanlı bir kız. Arzu bizden küçüktü. Yaşıyla ilgili olarak söylemiyorum. Davranışlarıyla ve sözleriyle bizden küçük olduğu o kadar ortada ki.. Büyümemiş daha ama önemli değil. Biz onu böyle de seviyoruz. Bir de Yunus var burada. Yakışıklı, sempatik, esprili. İlk gördüğümde ondan çok etkilenmiştim ama o bana çok uzaktı. Merhaba dışında hiç konuşmamız yoktu. Sürekli bizim masada otururdu ama benimle hiç ilgilenmezdi. İmkânsızı sevmem, ona ilgi duymaktan vazgeçtim.
Günler günleri kovaladı. Geçirdiğim en güzel tatildi bu. Arada sırada tüm kamp Antalya’ya iniyorduk. Deniz kadar olmasa da su parklarında da eğleniyorduk. Yine havuza gittiğimiz bir gün tanıştım Melih’le. Çok sevimli ve yakışıklı biriydi. Etkilendik birbirimizden ve gittikçe daha çok yakınlaştık. Ben sürekli bahaneler yaratıp Antalya’ya iniyordum. Grupla veya yalnız fark etmiyordu. O da sık sık bizim sahile geliyordu. Tatilimin en güzel anlarını onunla geçirdiğim dakikalar oluşturuyordu. O İstanbulluydu. Tatil dönüşü İstanbul’a dönecek. Bense Ankara’ya. Onun annesiyle babası ayrıymış. Annesiyle İstanbul’da kalıyormuş ama babası Ankara’da ve bundan sonra sık sık Ankara’ya geleceğini söylüyordu bana. İnanmıyordum sözlerine, onun yaz aşkıydım sonuçta. Yine de onunla geçirdiğim zamanların büyüsünü bozmamak için bir şey söylemeyip sadece gülümsüyordum hayallerine.
Her şey çok iyi gitti. Geçirdiğim iki ay hayatımın en harika ayı oldu. Önümüzde sadece iki hafta vardı ve bunu en iyi şekilde geçirmek istiyorduk.
İskelenin üzerinde toplanıp yine her zamanki sohbetlerimizden birini ediyorduk. Öğlene doğru Yunus geldi. “Deniz, bir dakikanı bana ayırabilir misin?” dedi. Yanına gittim. Denizin ıslattığı kumlara topladığı deniz kabuklarıyla bir şeyler yazmış. Okumamı istedi. Okudum, okudum, tekrar okudum… Kocaman harflerle “DENİZ SENİ SEVİYORUM” yazmış. Önce anlamazlıktan geldim. “Senin deniz sevgini bilmeyen mi var?” dedim. Gülümsedi. “Benim denizim sadece sensin” dedi. O gece sahile indim, Ama bu sefer tek başımaydım. Kafam allak bullaktı. Yunus, dönüp yüzüme bakmayan Yunus beni nasıl severdi? Üstelik Yunus Melih’in en yakın arkadaşlarından biridir. Bütün bunlar içinde boğulurken birinin arkamda olduğunu hissettim. Yunus’tu. Yanıma oturdu, konuşmaya başladık. İlk gördüğü gün etkilenmiş benden. Sürekli etrafımızda dönmesinin tek nedeni benmişim. Benden yüz bulamayınca anlatamamış içindeki sevgiyi. “Dayanacak gücüm kalmadı Deniz. Sevgilin olduğunu biliyorum ama ben de insanım, benim de duygularım var. Seviyorum seni.”dedi. Önce bir şey söyleyemedim, dondum kaldım. Sonra dilim çözüldü. Ona karşı hissettiklerimi söyledim. İlk zamanlar gözlerimin hep onu aradığını ama bana olan uzaklığının büyüklüğünden korkup ondan vazgeçtiğimi söyledim. Güldü. “Tam film olmuşuz, desene.” dedi. Ertesi gün beraber Antalya’ya indik. Tamamen arkadaşça gezdik, dolaştık. Sonra bir anda elimi tuttu. Bana sevgisini kelimelere döktü. Yüzüme dokunduğu an içim titredi. Melih de yüzümü böyle okşardı. İrkildim. Ben hiç fark etmeden öpüverdi beni. Hayır demedim, diyemedim. İçime gömdüğüm küller tutuştu aniden. İnkâr edemezdim, seviyordum onu. Ama ya Melih?
İki saat boyunca sanki sadece ikimiz varmışız gibi el ele yürüdük, sinemaya gittik. Her şey o kadar güzeldi ki… Sonra aniden fark ettim. Melih’le geldiğimiz sinemada bu kez onunla el ele oturuyordum. Elimi çektim. Anladı. Filmi bırakıp dışarı çıktık. “Bak Deniz, karar vermesi gereken kişi sensin. Seni seviyorum ve ben seni kaybetmemek için elimden geleni yaparım. Tek hatam, bütün bunlar için geç kalmış olmam ama yine de seni gerçekten seviyorum.” dedi. Melih tamamen aklımdan çıktı. “Bende seni seviyorum” dedim. Boynuna sarıldım. O gece sabaha kadar konuştuk. Yastığa başımı koyduğumda hava aydınlanıyordu. Rüyamda Melih’i gördüm. “Deniz bunu bana nasıl yaparsın? Hiç mi sevmedin beni?” dedi. Aniden uyandım. Melih’le geçirdiğim güzel zamanları düşündüm. Her şey yolundayken neden böyleydim şimdi? Nerden çıkmıştı bu Yunus? Nerden çıkmıştı ve beni allak bullak etmişti. Düşündüm. Melih’i seviyordum ve çok mutluyduk beraber. Şimdi bir anda onu nasıl bırakır, her şeyi nasıl gömerdim? Huzursuzluk beni mahvetti. Bir insan aynı anda iki kişiyi nasıl sever? Ben seviyordum işte. Ne yardan ne diyardan derler ya aynen öyle işte. Titreyen ellerle dudaklarımdan dökülen şarkıyı yazdım…

Sessizliğin düşündürür            
İçinde kopan fırtına mı?
Gözlerim hep seni arar
İçimde bir başkası

Yüzüne bakmaya gücüm yok
Ellerini tutarsam ağlarım
Sana dokunmaya yüzüm yok
Hüznünü görürsem dayanamam

İçimden geçenleri bir bilsen
Kalbim parça parça bu gece yine
Bardaki o boş kadeh gibi
Kalabalık ama sensiz yine

Özledim seni. çok özledim seni.
Özledim seni. çok özledim

   Yapmam gereken şeyi yapacaktım. Melih’i yarı yolda bırakamazdım. Yunus’la konuştum. Ona Melih’i sevdiğimi ve onu bırakmak istemediğimi söyledim. Hâlbuki Yunus arkadaşım olarak kalsa ne güzel olurdu. Onu kaybetmeyi hiç istemiyordum. Bana “ya sevgilim ol ya hayatımda hiç olma” dedi. Bu seçimi yapmak istemezdim ama beni böyle zor bir durumda bıraktığı için “Madem öyle, artık senini için ben yokum.” dedim. Arkasına bakmadan gitti. Koşa koşa Melih’in yanına gittim. Kollarında ağladım, ağladım… Anlattım ona her şeyi. Sıkıca sarıldı bana. “Kimi istersen seç, ben seni sevmekten asla vazgeçemem” dedi. Doğru tercih yaptığımı anladım. Böyle birinden nasıl vazgeçebilirim?
   Bugün tatilin son günü. Herkes döndü. Sadece ben varım. Ayağımın altında ezilen taşların yarattığı duygu o kadar güzel ki… Her şey çok farklı olabilirdi ama olmadı işte. Bu güzelim sahile bir daha geleceğimi sanmıyorum. Bana onlarca güzellik verip, hepsini bir anda geri alan bir sahil burası. İşte deniz böyle bir şey!
   Yavaş adımlarla geri dönüyorum. Gözlerim yaşlı, kalbim sisli. Dudaklarımda ise aynı şarkı…
Özledim seni. Çok özledim seni…
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: