|
türkçe dostları
|
 |
« : 07 Şubat 2010, 15:16:05 » |
|
MİLLETE SEYİR GEREK
Yer İstanbul Gülhane parkı. Adam yorgun, adam hasta, parasız, aç, ümitsiz. Kafasında elli tilki dolaşmakta. Derdi kendine yetiyor. Karşıdan kendisi gibi gariban biri geliyor. Derdi dünyadan büyük. Yan yana geçerken şöyle hafiften omuzları değiyor birbirine. Belki lafı bile olmaz normal zaman olsa. Ama zaman anormal zaman. “Pardon kardeş” diyor çarpan. “Dalgınım, göremedim”. Diğeri “Aman kardeş ne önemi var, canın sağolsun. Sen de kusura bakma benim de başım dalgın şu sıralar.” Gittikleri istikamete doğru yollarına devam edecekken yandan biri sesleniyor. “Adama bak. Omuzu çaktı. Diğeri sesini çıkaramadı. Helal olsun.Mert adammış.” Omuz darbesini alan gitsin gidebilirse. Bu lafın altında mı kalacak? Adam O’na bilerek omuz attı mı gerçekten? Dayanamaz geri döner sorar. “Ya kardeş kusura bakma. Sen gerçekten omuz atmadın, değil mi?” Öteki cevaplar; “Olur mu kardeş, ben iki gündür yemek yememişim, derdim bana yeter. Kaza oldu. Kusura bakma.” Yine gittikleri yola koyulunca yandaki kalabalık artmıştır. “Adam nasıl hesap soruyor da seninki alttan alıyor, gördün mü? Adam diklenince seninki yelkenleri indirdi hemen.” Bu defa çarpanın teline basarlar. Adam bana posta koydu mu? Ben alttan aldım mı? Döner; “Kardeş sen bana diklenmedin değil mi?” “Yok kardeş sadece merak ettim. Ondan.” Kalabalıktan biri; “Gördün mü hesap sorunca deminki erkek gitti, yerine pısırığın teki geldi. Hem çarp hem hesap sor. Yiğit delikanlıymış valla.” Bu lafın altında kalmak olur mu;”Kardeş çarptın tamam. Bari diklenme be kardeşim!” “Diklenen yok sana kardeş. Var git yoluna. Benim derdim bana yeter. Hadi sağlıcakla.” Kalabalıktan yine bir ses;” Hem suçlu hem güçlü. Adamı zayıf buldu ya ondan.” Öteki; “Beni zayıf buldun dikleniyorsun galiba?” “Canım kardeşim, işsizim gücüm yok, karnımın telaşındayım. Var git yoluna. Hatalıysam kusura bakma.” Öteki muzaffer komutan edasıyla kendinden özür dilenince; “Peki hadi yolun açık olsun, sağlıcakla.” Kalabalıktan yine farklı bir ses; “Bunların ikisinde de iş yok babam. Bana biri öyle omuz atacak anasını ağlatırım. Var mı öyle çekip gitmek?” Etrafın lafları bitmez, seninkilerin gaza gelmeleri. Ceplerinde metelik yokken bir güzel kavgaya tutuşur birbirlerini haşat ederler. Kan revan içinde yere yığılırken kalabalık tempo tutar. “Yiğit işte bu be!” “Sen asıl ayı pençesine bak!” “Sağ kroşeyi gördün mü?” “Analar ne aslanlar doğuruyor bak!” Kavga biter. Biter çünkü seninkilerde el kaldıracak takat kalmaz. Yere yığılır nefeslenirler. Biraz sonra biri diğerine seslenir;”Kardeş gerçekten omuz attın mı?” Öteki sakin ama moraran gözüyle şöyle bir bakar; “Kardeş atmadım . Ama kalabalık bize öyle bir gol attıki! Birbirimizi yerken nasıl gaz verdiler hayret. Bize de yazıklar olsun. Nasıl gaza geldik öyle.” Etrafta bir tek insan kalmamıştır. Polis olay yerine varır. İkisini de alır merkeze götürür. Komiser sorar;”Oğlum deli misiniz neden yaptınız?” İkisi birden cevap verir; “Millete seyir gerek komiserim ondan yaptık.”
|