|
türkçe dostları
|
 |
« : 07 Şubat 2010, 14:44:02 » |
|
MESLEK ETİĞİ
Ahlak felsefesi; yüzyıllar boyunca filozoflar, din adamları ve bilim adamlarının araştırmalarına ve yorumlarına konu olmuştur. Günümüzde ise çeşitli toplum etkinliklerinde olduğu gibi mesleki uğraşların içerisinde de etik (ahlak felsefesi) önem kazanmaya başlamıştır.
Her mesleğin kendine özgü bilgi ve beceri gerektiren tekniği ya da uygulama özelliği bulunmaktadır. Eğitim ve çalışma sonunda elde edilen mesleki boyut, bir işi yapmak konusunda kişiye "uzman", "yetkili" ya da "yeterli kişi” özelliklerini kazandırır. Bu o kişiye bir işi yapabilmesi için diploma ya da herhangi bir hak ve yetki verildiği anlamındadır.
Aynı mesleği icra eden mensupların birlik ve dayanışma içerisinde aynı standarttaki davranışlarla hem o mesleği yüceltmesi hem de topluma iyi hizmet sunması gerekmektedir. Meslek etiği bu aşamada devreye girer. Bu kavram, değişik tanımlamalarla çok eskilere dayanır. Bilindiği kadarı ile mensupları arasında birlik kurmaya çalışan ilk meslek dalı hekimliktir. Hekimlerin oluşturduğu mesleki birliğin en önemli ifadesi de Hipokrat Yemini'dir. Osmanlı dönemindeki Ahilik teşkilatı da bu konudaki güzel örneklerden biridir.
Meslek gruplarının temel hedefleri; mesleklerini geliştirmek, üyeleri arasında birlik ve beraberliği sağlamak, aynı durumlarda aynı davranış kalıplarını benimsemek, aynı ilke ve değerler etrafında toplanmak, meslek grubunu toplum içinde onurlu ve saygın bir konuma getirmek ve topluma daha iyi hizmet sunmaktır. Bu hedefleri gerçekleştirecek mensupları için de yararlı ve motivasyonu yüksek bir meslek ortamı sağlamaya çalışırlar.
Önceden profesyonel bir meslek olarak değil, ama daha çok bir sanat olarak görülen kolluk faaliyetleri, son yıllarda bilim ve teknikten daha fazla istifade eder hale geldikçe; profesyonel bir meslek özelliğini kazanır olmuştur. Gelişmelerin son yıllarda olması sebebiyle, henüz kolluk etiği ile ilgili bilimsel bir tanım yapılmamıştır. Etiğin genel tanımlamalarından yola çıkarak kolluk etiğini şu şekilde tanımlamak mümkündür: Kolluk görevlerini üstlenen Silâhlı Kuvvetler mensupları dahil olmak üzere bütün genel ve özel kolluk görevlilerinin, mesleklerini demokratik bir toplumda hizmet anlayışı ilkesiyle yapabilmeleri açısından, uluslar arası kuruluşlar tarafından oluşturulan ve genel kabul gören profesyonel meslek standartlarıdır. Organizasyonun geleceğinin tahmin edilebilmesi ve gelişerek daha iyi hizmet verebilmesi için meslek etiğine yürekten bağlı olunması, korunması ve saygı duyulması gerekmektedir.
Etik değerler açısından insan tutum ve davranışlarının bilinen bir özelliği, bunların daha önceden belirlenmiş yaptırım gücü olan kural, ilke ya da standartlar doğrultusunda hareket etmeyi gerektirdiğidir. Etik yönden doğru ya da iyi şekilde hareket etmek demek "bilinen belirleyicilere (daha önceden konulan kural, ilke ya da standartlara) uygun davranılması" demektir. Nasıl bir fiil önceden kanunla yasaklanmadıkça suç sayılmazsa, etik alanında da önceden her hangi bir kural yoksa o davranışın etiğe uygunluğu kişilerin yorumuna bırakılmış demektir.
Bu algı toplumsal açıdan incelendiğinde, herhangi bir kimse gibi bir Silâhlı Kuvvetler personeli de her hangi bir durum karşısında benimsediği davranış kalıbının doğru mu yoksa yanlış mı olduğunu çoğu zaman kendi iç kontrol sistemi (vicdanı) ile değerlendirebilir. Vicdan, genellikle karar verirken doğrulara ulaşan bir hakemdir ve yine bir çok durumda neyin doğru neyin yanlış olduğunun net olarak ortaya çıkmasını sağlar. Ne var ki bazı durumlarda doğru mu yanlış rnı olduğu tam tespit edilmeyen "şüpheli" durumlar ve uygulamalar olabilir. İşte esas olan bu şüpheli durumların incelenmesi sorunudur ve meslek etiğinin amacı buna çözüm bulmaktır.
Etiğin Meslek Hayatındaki Önemi:
Aynı mesleği icra edenlerin mesleki bir kimlik altında belli değerlerin etrafında toplanması, mesleğin onur ve saygınlığını yücelterek mensupları içinde olumlu bir çalışma ortamı yaratır. Meslek mensuplarının aynı şartlar altında ortak davranışlar göstermesi, mesleğin bütünü yararına olumlu sonuçlar doğurur ki bunlar; mesleki disiplin ve topluma bağlılıktır.
Meslek etiği, grup içerisinde bir disiplin ruhu yaratmaktadır. Toplumun ve toplumda bulunan alt grupların yaşamı, bir düzenlemeyi gerektirir. Bu yaşamın istenen seviyede yürütülebilmesi için, çevrenin ve üyelerinin talep ve gereksinimlerine cevap verilmesi temel şarttır. Aile, meslek ya da başka bir toplumsal grubun varlığını sürdürebilmesi önceden belirlenmiş normlara uygun davranışlar göstermesine bağlıdır. Yani meslek üyelerinin bazı normlara uyması gerekir ki bu da belirli bir disiplin ortamı yaratır. Disiplin mevcudiyeti o grubun devamına olan inancı ve toplum gözündeki yerini belirler. Mesleki etik değerlere uymak ve onlarla bütünleşmek olgusu böylesi bir disiplin ruhunun yaratıcısıdır.
Disiplin sadece toplum yönünden değil, bireyin kendisi için de önemli bir katkıdır. Etik değerler, kişi üzerinde sahip olduğu güçte, kişide ölçü dışına çıkan her türlü arzu ve ihtiyaç girişimleri engelleyici bir rol üstlenir. Örneğin aile içinde bazı etik değerler kaybolur ve eşler vazifelerini yerine getirmemeye başlarsa, eşleri birbirine bağlayan duygular kaybolmaya başlar, aşırı ve yıkıcı istekler artar, düzen bozulur huzursuzluklar baş gösterir. Böyle bir sürecin sonunda aile dağılma noktasına gelebilir.
Bir meslek grubunda da mensupların meslek etiğine uymaları, onları bu dağılma ve bozulma tehlikesinden kurtarır, hayatlarına bir anlam ve amaç kazandırarak toplumsal yalnızlıktan kurtarır.
Meslek mensuplarının da kendi içlerindeki etik kurallara uymaması, bağların kopmasına sebep olarak disiplinsizliği doğurur. Her türlü sınırdan arındırılmış istekler ve beklentiler kırgınlık ve bezginlik yaratır. Bu tür yabancılaşma duygulan kişileri büyük bir dağınıklık ve umutsuzluğa, daha kötü sonuçlara hatta intihar gibi hiç istenmeyen kötü davranışlara sürükleyebilir.
Görüldüğü gibi disiplin, meslek etiği anlamında, yalnız mesleki bir gereklilik değil, aynı zamanda meslek bünyesi içinde son derece önemli bir olgudur. Çünkü etik değerler etrafında gelişen bir disiplin, bireylerin kişilik gelişiminde önemli rol oynar. Kendine hakimiyet, yücelik, tutarsız istek ve taleplerin önüne geçilmesi gibi tutum ve davranışlar erdemli bir karakter yanında etik ilkelerine bağlılığın getirdiği disiplin ile sağlanır.
Meslek etiğinin bir diğer işlevi ise üyeleri arasında geliştirdiği bağlılık duygusudur. İnsanın en temel gereksinimlerinden birisi de insanlar arası iletişim ve toplumun bir ferdi olmaktır. Bir mesleğin ferdi olmak da kişiyi kendi menfaatlerinin dışına çıkararak insani bir birliğin içine sokar. İnsanlar yalnızca kişisel kimlikleriyle kalmayıp mesleki bir kimlikle de bütünleşerek amaç ve ilke yönünden zenginleşir.
Toplumsal grup normları olan; ortak tutum, inanç, duygu ve davranış biçimi dışında kalan birey yalnızlaşır ve kimlik bunalımına düşer. İkilemler arasında sıkışarak mesleğe ve kendine zararlı kişiler haline dönüşürler. Bu tür bireylerin çoğunlukta olduğu meslek gruplarında bağlılıktan ve hizmet ideallerini gerçekleştirme arzusundan bahsedilemez. Meslek etiği; ilkelere uyum oranında, mensupları arasındaki bağlılığı kuvvetlendirir, personeli bencil davranmaktan uzaklaştırarak mesleki birlik ve beraberliği sağlar. Bu da kişisel huzuru, mutluluğu ve mesleki saygınlığı arttırır. Hiçbir meslek mensubu veya grubu bu nitelikleri reddedemez.
|