Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
Sayfa: [1]
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Ben seni hiç görmeden sevdim  (Okunma Sayısı 3587 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
türkçe dostları
Yönetici
Kahraman Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2133


Türkçe'mize sahip çıkalım..yoksa sahip olan çıkar.


Site E-Posta
« : 22 Mart 2010, 13:43:32 »

Ben seni hiç görmeden sevdim
sesini hiç duymadan hissettim
yokluğun belki büyük hüznümdü
Atam sana kavuşmadan özledim
varlığında dağ taş deniz ülkemde
seninle yürürüz geleceğe
çoktan göklere yükselsen de
senin yerin kalbilimizde
varlığında dağ taş deniz ülkemde
seninle yürürüz geleceğe
çoktan göklere yükselsen de
senin yerin kalbimizde
kalbimizde....
Kayıtlı
asi
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 37



E-Posta
« Yanıtla #1 : 11 Aralık 2010, 17:41:00 »

Çok iyi olmuş....Yakında Ankara'ya gelişinin yıldönümü....Bu günlere gelmemizin, Cumhuriyeti kurmamızın temel taşlarından bir olan bu tarihi ve yaşayanları, yaşatanları minnetle anıyorum...
Kayıtlı

Asi'yim...Asi'sin...Asi.
elif
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 40



E-Posta
« Yanıtla #2 : 13 Şubat 2011, 00:45:20 »

Atatürk'ün az bilinen yönleri

Atatürk’ün hayatında bazı yönler var ki gerçekten ilginç…Atatürk’ün de bir insan olduğunu unutanlar için bunları hatırlatmakta fayda var.

Beyaz kule….Selanik’te deniz kıyısında akşam gezilerinin son bulduğu, kordon kıyısında son nokta…

Bira…Atatürk’ün gençliğinde en çok içtiği alkollü içki…

Foks….köpeği. Gazi`nin yatağının ayak ucunda uyurdu.
Sakarya…atı. Hayvanlara düşkünlüğü o dereceydi ki bir gün misafirlerinin de görebilmesi için yeni doğmuş bir tayla annesinin Cankaya Kosku kabul salonuna getirilmesini bile emretmişti.

Vals… En sevdiği dans valsti. Müzik zevki çeşitlilik gösteriyordu.Klasik Batı müziği dışında Anadolu ezgilerini de severek dinlerdi.

Gömleklerinin hepsi beyazdı. Bu gömlekler ilk yıllarda İsviçre`de özel olarak dikilirken sonra yerli mali kullanma kampanyasına öncülük edebilmek
için Beyoğlu`nda bir terziye diktirilmeye başlanmıştı.

Savarona…hasta yatağında bir çocuğun oyuncağını bekler gibi beklediği…

Kuleli Askeri Lisesi….Dolmabahçe semalarında gemiyle geçerken Atatürk’ü selamlayan öğrenciler….

Not defterleri…sayfalarca, okuduğu kitaplardan aldığı notlarla dolu…

Kıyafetleri…modern, ütülü temiz..karizmatik. Takım elbiselerinin tasarımlarını hep kendisi çizerdi. Lacivert takım giymeyi sevmezdi.   Kıyafet Kanunu çerçevesinde tüm din adamlarının dini kıyafetleriyle sokağa çıkmaları yasaklanınca, Monsenyör Roncalli`ye kendi terzisi Kemal Milaslı  eliyle bir koleksiyon hazırlattı.

Boyu 1.74 idi. Hayatinin son dönemlerine kadar 76 olan kilosu hastalığının ilerlemeye başlamasıyla 46′ya kadar düşmüştü. 43 numara siyah rugan
ayakkabı giyerdi.

Rumeli şivesi… Özenli ve temiz bir Türkçe konuşurdu. Ancak bazı kelimeleri Rumeli şivesiyle telaffuz ederdi.

Kendisi traş olmazdı… Sabah kahvaltılarıyla arası hiç hoş değildi.Yataktan kalkar kalkmaz  odasındaki divanin üzerine bağdaş kurarak oturur, günün ilk kahvesini  sigarasını içerdi. Bir özelliği de kendi kendine tıraş olmamasıydı.

Evinde, çevresinde hatta konuk olduğu evlerde bile eğri duran eşyaları  düzeltmeden rahat edemezdi. Düzeni severdi.

Gittiği yurt gezilerinde kendisi için kurban edilen hayvanlara bakamaz  böyle durumlarda sırtını döner yada kesilmelerini engellerdi. Cephelerde düşmanla göğüs göğüse savaşmış biri olarak en ilginç özelliği savaş meydanları dışında kan görünce fenalaşmasıydı.

Sportmen kişiliği vardı. Her gün at biner, yüzmeye gider ve bilardo  oynardı

Eğitim hayatı boyunca en başarılı dersi matematikti. Pozitif bilimlere  ilgisi hayatı boyunca sürdü.

Yağcılara çok kızardı Bir aksam sofrasında kendisine gereksiz şekilde  iltifat eden Abdülhak Hamit`e müdahale etti.

Askeri lisede öğrenmeye başladığı Fransızca’yı sonraki yıllarda geliştirdi.  Zengin bir kelime bilgisi vardı. Konuşurken araya Fransızca sözcükler de
eklerdi.

Kumardan hoşlanmaz ama arkadaşlarıyla fasulyesine poker oynardı. Oyun  sonunda kazandıklarını iade ederdi.

Daha o zamanlar Türk ordusunun üniformalarını tasarlattığı İtalyan moda tasarımcısı…

Arabası…daha sonra hediye ettiği.

Manevi evlatları, yurtdışına tahsil için gönderdikleri, eğitim masraflarını karşıladıkları…

Kütüphanesinde muhafaza ettiği, hepsini okuduğu, altını çizdiği 4.000 kitap…

Bir ağacı kesmemek için taşıttığı koskoca bir ev…

Kuru fasulye ve pilav…en çok sevdiği yemekler…

Gül reçeli…tatlı sevmezdi ama yiyecekse gül reçeli isterdi..

Dünya turuna çıkmak….Ömrü yetseydi bir dünya turuna çıkıp Türk dili ve tarihi üzerindeki  çalışmalarını genişletmek en büyük hayaliydi.

Çalıkuşu…Binlerce kitabi vardı. Ama bunların arasında bir tanesini hayatı boyunca hatta cephede bile başucundan ayırmadı. Reşat Nuri Güntekin’in ünlü “Çalıkuşu” romanını hep yanında taşır, her gün rast gele bir yerinden acar, birkaç sayfa okurdu.

Olmaz denileni oldurup kıraç araziyi cennete çevirdiği yer…Atatürk Orman Çiftliği.

Ankara’nın yolları…en az 30, yetmez 50 metre genişliğinde yapın dediği.

Ankara…baştan aşağı O’nun eseri, Çankaya tepede, yollar meclise uzanır, meclis aşağıda.

Hayatinin çoğunu geçirdiği savaş cephelerinden sonra Cumhurbaşkanı olarak geçirdiği yıllar ona bir tecrit yaşantısı gibi geliyor, çok sevdiği halkından ve sade bir vatandaş yaşamından uzaklaştığını düşünüyordu.

Kuşları çok severdi.Çankaya Köşkü`nde özel bir bakicinin ilgilendiği güvercinliği vardı.

1937`yi 1938`e bağlayan son yılbaşı gecesini Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras ile bas basa geçirmişti. O gece dolabındaki bazı elbiseleri bakana
hediye etmişti.

O GİTTİKTEN SONRA BİLE HALA ÖZEL::::

Anıttepe…Ankara’nın her yerinden görünür. Hala Ankara’ya bakar oradan, hala her Ankaralı işe giderken O’nu görür her sabah.

Beş vakit ezan, bir vakit Atatürk…ADAM OLANA YETER!

Kayıtlı

güneşin rengi solsa..şiirler yaprakları solmaz.
elif
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 40



E-Posta
« Yanıtla #3 : 19 Şubat 2011, 08:29:13 »

13 MART

Martın onüçündeydi
Atam harbiyeliydi
Kutsal yuva O'nunla
Daha da çok şenlendi

En büyük asker için
Sınır bekleyen için
Harbiye kutsal yuva
Yurdunu seven için

Kayıtlı

güneşin rengi solsa..şiirler yaprakları solmaz.
nryy
Tam Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 123



E-Posta
« Yanıtla #4 : 22 Ekim 2012, 18:40:03 »

O VE ÇOCUKLAR (ATATÜRK'ÜMÜZE)

O da bir çocuktu, çocuklar
Salıncakta sallanacak kadar çocuk
Çocukluk yaşında değil
Elli yaşında çocuktu, çocuklar!

Bir gün cephede, bir gün Meclis’te,
Ve bir gün devletin başındaydı
Ama çocuklar
Her gün sizlerin yanı başındaydı.

Bakın, Ülkü’yü kendi elleriyle sallıyor vapurdaki salıncakta
O mutlu, Ülkü mutlu, vapur mutlu
Gözleri ışıl ışıl
Ve o da atlıyor salıncağa
Tutamıyor içindeki çocuğu salıyor ortalığa..

Çocuklar, büyüklerle büyük olurdu o, sizlerle siz
Küçük değil, büyük işlerin adamıydı,
Biraz da sizlerle büyük oldu o
En büyük işi büyüklerle değildi
Sizlerleydi çocuklar.

Sizi sevdikçe mutlu olurdu
Sizlerle birlikteyken neşeli
Sizler şanslı çocuklarsınız
Çocuklar! Yalnızlığını sizler giderdiniz onun
Sizler ki kalbini sevgiyle dolduranlarsınız.
Kayıtlı

okul en güzel şiir defteridir..öğretmen en güzel kalem.
Sayfa: [1]
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: