Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
Okul Şiirleri « ÇOCUK DÜNYASI « Okul hayatı « Kompozisyonlar « Atatürk olmasaydı?
Sayfa: [1]
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Atatürk olmasaydı?  (Okunma Sayısı 571 defa)
türkçe dostları
Yönetici
Kahraman Üye
*****
Mesaj Sayısı: 1422


Türkçe'mize sahip çıkalım..yoksa sahip olan çıkar.


Site E-Posta
« : 15 Ekim 2009, 14:24:09 »

Atatürk Olmasaydı Ne Olurdu?
   Türk milletinin kurtarıcısı, yeni ve modern Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucusu, çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkmayı hedefleyen Türk toplumunun yaratıcısı, ulu önder Atatürk, 20 nci yüzyılın en büyük askerî ve siyasî dehası, en önemli devlet adamıdır.
   Bir milleti yok olmaktan, bir vatanı esaretten kurtaran; bitmiş, tükenmiş, geri kalmış Osmanlı Devleti yıkıntılarından, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti Devletini oluşturan; demokratik, Laik ve sosyal bir hukuk devleti düzenini yerleştiren, çağdışı bir toplumu çağdaş toplumlar seviyesine ulaştıran inkılapları gerçekleştiren Atatürk olmasaydı, en hafif deyimiyle, Türk milleti ve devleti olmazdı.
   “Atatürk olmasaydı ne olurdu?” sorusuna, onun askeri dehasının ortaya çıktığı Çanakkale Muharebeleri’nden başlayarak aşama aşama cevap vereceğiz.
   ATATÜRK olmasaydı, Trablusgarp ve Balkan Savaşları yenilgilerinin ardından, bitmiş, tükenmiş, umudu kırılmış Türk askeri, Çanakkale’de, içindeki cevheri fark edip destanlar yaratamazdı. Kutsal vatan topraklarını işgal edip kendisini esir etmeye gelen düşmana karşı, kanının son damlasına kadar mücadele edecek azmi bulamazdı. Atatürk’ün Çanakkale’de ortaya koyduğu askerî dehası, üstün sevk ve idare yetenekleri sayesinde Türk milleti şahlanmış ve tarihin akışını değiştirebileceğini ispatlamıştır. Atatürk’ün Çanakkale’de ortaya koyduğu bu ruh sayesinde, Türk milleti, en imkânsız koşullarda, hiç kimsenin cesaret edemeyeceği bağımsızlık mücadelesine girmiş ve Kurtuluş Savaşını kazanmıştır.
   ATATÜRK olmasaydı, Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalayarak Birinci Dünya Savaşından çekilen Osmanlı Devleti, hakkında verilen idam hükmüne uyarak, toprakları işgal edilmiş, milleti esir edilmiş bir statüye razı olurdu. Oysa o, içinden çıktığı asil Türk milletinin, tarihin hiçbir devrinde esir yaşamayı kabul etmediğini, kutsal saydığı vatan topraklarının istilacı güçlerin eline geçmesine razı olamayacağını biliyordu. Bunu çok iyi bildiği için, 19 Mayıs 1919’da Samsun’dan Ulusal Kurtuluş Mücadelesini başlatmış ve 9 Eylül 1922’de zaferle sonuçlandırmıştır. Atatürk olmasaydı, bu mücadele böylesine başarılı, böylesine organize, böylesine azim ve kararlılık içerisinde yürütülemez ve belki de böylesine başarılı olamazdı.
   ATATÜRK olmasaydı, Türk milletini kulluktan kurtaracak, kişi egemenliğine son verecek Cumhuriyet ilân edilemezdi. 23 Nisan 1920’de, TBMM’yi “Egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir” ilkesiyle açıp çalıştıracak ve demokratik bir yönetim tarzını benimseyecek bir zemin, o günün şartları içinde bulunamazdı. Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra, 600 yıldır devam eden bir hanedana son vererek, Cumhuriyete giden yol açılamazdı. Türk milletinin tabiat ve karakterine en uygun yönetim biçimi olan Cumhuriyet, bütün kurum ve kuruluşlarıyla benimsenemezdi.
   ATATÜRK olmasaydı, asırlardır ihmal edilmiş, geri bırakılmış, yoksullaşmış Türk milletini, çağdaş uygarlığın ötesine taşıyacak toplumsal inkılaplar yapılamazdı. Yeni ve modern Türkiye Cumhuriyetini güçlü ve gelişmiş devletler seviyesine çıkaracak siyasî ve ekonomik inkılaplar yapılamazdı. Demokratik, Laik ve sosyal bir hukuk devleti için gerekli anayasa ve hukukî düzenlemeler yapılamazdı.
   ATATÜRK olmasaydı, Türk milletini doğmalardan, kalıplardan, teokratik baskılardan ve kötü ideolojilerden koruyacak tedbirler alınamazdı. O, ortaya koyduğu ilkelerle (Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Milliyetçilik, Laiklik, Devletçilik, İnkılapçılık) Türk milletinin “Dinamik İdealini” gerçekleştirmiştir. Atatürkçü Düşünce Sistemi sayesinde Türk milleti, geleceğe güvenle bakabilmektedir.
   Kısacası, bugün dünyanın en önemli coğrafyalarından birisi üzerinde, bağımsız ve güçlü bir devlet, onurlu, saygın ve çağdaş bir millet, demokratik ve Laik bir toplum olarak yaşamamızı, Ulu Önder Atatürk’e borçlu olduğumuzu asla unutamayız.
Kayıtlı

Okul şiir gibidir....su gibi gelir geçer.....
berat
Acemi Üye
**
Mesaj Sayısı: 66



E-Posta
« Yanıtla #1 : 11 Aralık 2010, 17:36:40 »

Atatürk varken, yaşamışken, bizlere bu günleri hediye etmilken bu haldeysek.......o olmasaydı ne halde olurduk?

"Allah bizi Atatürksüzlerden korusun...."
Kayıtlı

Bayrak dalgalandıkça, vatan yaşadıkça, Berat varoldukça...Rahat uyu ATA'm..
buketsedacansu
Yeni Üye
*
Mesaj Sayısı: 7


E-Posta
« Yanıtla #2 : 09 Ocak 2011, 18:17:04 »

Mankurtlar

Binlerce yıl önce Ortaasya’da kabileler arası savaşlarda esir düşenlerin elleri kolları bağlanıp saçları usturayla bir güzel kazınır, saç dipleri çizilip kanatılırmış. Sonra bir deve kesilip boyun derisi çıkarılır bu yeni kesilmiş deri bone gibi esirin saçı kazınmış başına sımsıkı geçirilirmiş. Boyun ve başlarına da sağa sola çevirip deriyi çıkaramasınlar diye tahta kalıplar geçirilirmiş. Sonra doğru çöle gidilir, başlarındaki yaş deriyle esirler çöle bırakılırmış. Çölün kızgın güneşi altında aç susuz birkaç gün geçiren kölelerin büyük bölümü ölürmüş. Kuruyup büzülen deri başı mengene gibi öyle bir sıkarmış ki esirin çıkmaya başlayan saçları dönüp yeniden başa batar, beyin bu basınç altında değişime uğrarmış. Ölen esirler hemen oraya gömülürken sağ kalıp belleklerini yitirenler ”MANKURT” olur güçlensinler diye günlerce yedirilip içirilirmiş. Yeterince güçlenenler köle pazarına götürülüp Mankurt olmayanlara oranla en az on kat pahalıya satılırmış. Mankurt’lar bellekleri silindiği için geçmişte özgür olduklarını , yuvaları ve aileleri olduğunu hatırlamaz yitirdiklerinin ve özgürlüğün tadını unuttuklarından kaçıp kurtulmayı hiç düşünmezlermiş. Mankurt sahipleri bunlar kaçmasın diye hiç tedbir bile almazmış. Köle sahipleri ise önlem üstüne önlem alırmış.


“Köleleştirmenin bile faydaları vardır. Çünkü öncesinde savaş esirleri hiçbir şartta bağlı kalmaksızın öldürülürdü. Ama kölelik sistemiyle hiç olmazsa hayatta kalabildiler. Yokluk ve açlık yıllarında yorulsalar da sahiplerince beslendiler, aç kalmaktan ölmediler.” Felsefeleri işte bu. Bağımsız olmayı, yuva kurmayı düşünmeyin, sadece verilen işi yapın ve yemeğiniz önünüze gelsin. Bunu kaçınız ve kaç ülke rızasıyla kabul edebilir?

Ancak onlar bunun da çaresini bulmuş durumdalar. Toplumlar mankurtlaştırılarak önceki yaşamlarını hatırlamayacaklar. Böylece kaçmayı hiç düşünmeyecekler bile. Köleler kaçmayı düşünür ama mankurtlaştırılanlar asla.

Birde malum klasik şartlanma var. Köpeğe her gün aynı saatte yemeğini ver, ertesi gün aynı saatte seni bekler bulursun. Yorumlamadan, dakika şaşmadan. Toplumlar bir kere şartlandırıldı mı gerisi kolayca gelir.

Orhun yazıtlarında mankurtlaştırmanın başka çeşit örneği var. “1500 yıl önce Çinliler ipek, altın, gümüş vererek Türk beylerini mankurtlaştırıyormuş. Kültigin taşa yazılı bildirisinde anlatıyor; Çinliler tatlı sözlerle, vaadlerle, parayla yaklaşıp Türk beylerini tavlamış, Çin’in pohpohladığı Türk beyleri kendini çinli gibi görüp Türkçe adlarını bile değiştirip Çin adı almaya başlamışlar. İşbirlikçi beylerin buyruğuyla 50 yıl Çin boyunduruğunda yaşamışlar. Sonra Çin Türk boylarını birbirine kışkırtıp aralarında savaştırmış. Halk bakmış ki Çin’in sözüne uyan mankurtlaşmış beyleri yüzünden kırılmaktalar ayılıp kendilerine gelmişler. Ülkem, devletim deyip başkaldırmışlar. Örgütlenip savaşıp kurtulmuşlar.” O zamanlar beyler mankurt, halk köleymiş. İşte fark bu. Beylerin hatırlamadığını halk hatırlamış.

Mankurtların bu gün yaşayan birde “ayarlı basın” versiyonu var. Cengiz Özakıncı’nın “Dolmakalem” Atatürk’ün “manevi mikroplar” dediği. Bu ayarlanmış basının asla başarılı olamayacağını Atatürk şöyle tarif ediyor; “Her zaman dünyanın yarısını ve bir zamanda dünyanın tamamını aldatmak olnaklıdır. Ancak bütün dünyayı her zaman aldatmak olanaklı değildir. “

Memleketin “dolmakalem”lere değil “kurşun kalem” yazarlara, “sahte”lere değil “gerçek”lere, “uzaylılar”a değil “gerçek vatandaşlar”a ihtiyacı var.

Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: